Çocukluğunu, anne-baba ayrılığı sonrasında babasının eşi tarafından kendisine yaşatılanları, Türkiye - Avustralya arası gidiş gelişlerinde hissettiği köksüzlüğü ilk kez paylaşıyor. İdealleri olan bir gençken batış hikayesini, yeniden ayağa kalkışını, evliliğini, baba olmanın ona yaşattıklarını, ayrılığını ve son dönemde yaşadığı aşkı anlatıyor.

Programın başlarında yaşamı hakkında samimi sohbetiyle dikkat çeken Somer Sivrioğlu, Gökhan Çınar’a şunları söyledi; ‘’Hayatımın yoğun bir dönemindeyim. Avustralya’daki kurumsal hayatım devam ediyor diğer taraftan. Dört tane restoranım var. İstanbul’a da yoğun istek üzerine yeni bir mekan açtık. Yoğun ama güzel bir dönem. Son birkaç yıldır yorgunum. Çalışmayı ve kendi işimi yapmayı çok severim ancak birkaç yıldır hayatımda olmayan şeyler yer almaya başladı. Öğlen uykuları gibi. Set arasında biraz gözümü dinlendirmek gibi. Bu işe başlarken bir derdim olduğunu bilmiyordum. 25 yıl bambaşka bir ülkede yaşıyorsunuz ve görünmez olmaya o kadar alışıyorsunuz ki. Restoranlarımın bilinmesiyle görünür oldum, mekanlarım popüler oldukça ben de çevrenin içinde daha bilinir oldum. Avustralya’da başladı bu hikaye asıl olarak. Birkaç televizyon programına çıktım ve hoşuma gitti. Ben bu işi seviyorum dedim kendime. En azından derdimi anlatabiliyorum diye düşündüm. Zaman ilerledikçe bilinir bir insan olmayı hep idare edebildiğimi düşündüm. Bilinen biri olmanızın iyi olduğu kadar zor yanları da var. Yargılanmak gibi mesela. Hiç birimizin hak ettiği bir durum değil bu. Hepimiz bazı duygular yaşıyoruz ve ona bazı tepkiler veriyoruz. Özel ilişkilerimizle ilgili yaptıklarımız ve yaşadıklarımız yüzünden yargılandığımızda susmak durumunda kalmamız gereken zamanlar da oluyor. Bu durum yoruyor ve üzüyor. Anlaşılamıyoruz. Çünkü genelde konuşmamayı ben kendim tercih ediyorum. Ellili yaşlara çok güzel girdim. Çözmediğim veya ertelediğim birçok şeyi artık çözebiliyorum. Hayatımda keşke lafını söylemeyi çok sevmiyorum. Özellikle bu dönemlerimde geçmiş ile barışmaya başladım. Toparlamaya, görmeye ve farklı açılardan bakmaya başlıyorsun. Hayat ile mücadelen farklı bir tarafa evriliyor. Bu yaşları bu yüzden çok seviyorum.’’

ÇOCUKLUĞUMA BÖYLE DAVRANILMAMALIYDI!

Geçmişi hakkında daha önce hiç konuşulmayanları Gökhan Çınar karşısında ifade eden Somer Sivrioğlu, çocukluğunu ve büyüme hikayesini şu şekilde anlatıyor; ‘’Anneannem ile sonsuz bir kabul vardı aramızda. Annem ve babam ben beş yaşındayken ayrıldı. Bu yüzden anneannem benim güvenli evimdi. Çocukluğumda daha çok babamda kalırdım, hafta sonları geldiğinde anneme giderdim. Orada anneannemden sonsuz aşkı ve sevgiyi gördüm. O her şeyi kabul ederdi. O yüzden karşısında kendim olabiliyordum. Yargılanma derdim yoktu, onunla olmak çok keyifli olurdu. Babam Eskişehirli bir ağanın oğlu. Zamanında tası tarağı toplayıp İstanbul’a geliyorlar. Kadıköy’de bir apartman dairesi alıyorlar ve orada büyüyor. Anne ve babam Kadıköy Modalı. Onların çok güzel bir aşk hikayesinden doğan bir çocuk olarak dünyaya geliyorum. Hatıralarımda anne ve babamı hep ayrı hatırlıyorum. Hayal gücü geniş bir çocuktum. Annem ve babam çok farklı insanlardı. Babam çok güvenilir, çok saygın, çok hesaplı ve risk almayan bir kişiyken annem tam tersine hayatı büyük yaşayan bir karakterdi. Neşeli, eğlenceli, zengin ve inanılmaz bir kişiliğe sahipti. Şimdi düşündüğümde onların ayrılmaları değil, bir araya gelmeleri şaşırtıyor beni. Çocukluğumda annemle değil babamda kaldığımdan dolayı üvey anne sorunlarımız çok oldu. Özellikle babamın evinde yaşanan kavgalar hoşuma giderdi. Sevmezdim üvey annemi. Bana iyi davranmazdı, karşılık olarak ben de ona iyi davranmazdım. Araları iyiyken üzülürdüm, aralarının bozuk olması hoşuma giderdi. Bu örnek alınacak bir durum değil ama çocukken böyle düşünürdüm. Annemin eşi ise mesafeli ve kurallı bir karaktere sahipti. Onunla yaşadığım büyük bir kavga hatırlamıyorum. Üvey annem ile 16 yaşındayken yüzleştim ve bir çocuğa böyle davranılmamalıydı dedim. Duygusal şiddet ve ufak tefek fiziksel şiddetler olmuştu aramızda. Şimdi düşünüyorum. Çocuk Somer için kendisini affetmiyorum ama şu an bana kalırsa hiç önemli değil. O çocuk bunları hak edecek bir şey yapmamıştı. Yazık tabii.’’

KADINLARA SEVGİMİN SEMBOLÜ ANNEANNEMDİR!

Çocukluğu hakkında konuşmaya devam eden Somer Sivrioğlu, şu şekilde devam ediyor; ‘’Anneannem müthiş bir kadın, dedem ise doktordu. Dedem veba mikrobu üzerinde çalışırken kendisine mikrop bulaşıyor ve annem daha hamileyken dedemi kaybediyorlar. Annem hiç babasını görmeden dünyaya geliyor. Anneannem annem ve diğer büyük çocuklarıyla birlikte üç çocuk yetiştiriyor. Tam bir Osmanlı kadıydı kendisi. Balkanları görmüş, Makedonya’dan geliyorlar, oradan göçüp mübadeleyi görmüş, ardından Cumhuriyeti görmüş biri. Kimseye yük olmayan hep ayakta kalmayı başarmış bir kadın. Kadınlara saygımın ve sevgimin sembolü kendisidir. Onu bu yüzden çok başka bir yere koyarım. Allah’a şükür 103 yaşına kadar yaşadı. O yüzden de ‘ah çok erken kaybettik’ diyemem. Vefat etmeden önce bir görüşmemiz oldu. Oğlum ne olursun bak ben ölürüm annene söyle arkadan ağlamasınlar olur mu diye bana bunu tembih etti. İnsanlar bize güler diye böyle şeyler söylerdi. Hayatı ciddiye almayan aynı zamanda hayatla derdi olan muhteşem bir insandı o. Çocukluktaki travmaları atlattıysam sayesinde oldu. Şefkat kaynağımdı.’’

HAYATIMIN BÜTÜN KRİTİKLERİNİ ANNEMDEN ALDIM!

Henüz daha küçük yaşlardayken ebeveynleri ayrılan ve boşanmış bir ailenin çocuğu olarak hayatı anlamaya çalışan Somer Sivrioğlu, annesi ve babası hakkında şunları ifade etti; ‘’Annem her şeye çok objektif bakan bir insandı. Bana benim aslan oğlum demezdi. Doğru ve yanlışı çok güzel öğretti. Mesela gençliğimde kız arkadaşım ile tartıştığımda, beni değil onun tarafında olurdu. Çok ciddi şekilde doğru olan bir insandı. Hayatımdaki bütün kritikleri ondan almışımdır. Çok iyi bir şekilde yetiştirmiştir beni. Babam ise mesafeli ama içten bir insandır. Hiç yalanı yoktur. Benim babamdan öğrendiğim bir numaralı şey, asla yalan konuşmamaktır. Güven konusunda ona çok güvenirim. Çocukken yargılardım bana sıcak davranmıyor diye ama ondan alacağım şeyler çok başkaymış. Şimdi daha net anlıyorum. Ben ise çocuklarıma fiziksel sevgi göstermeyi severim. Çocuklarımın başını okşarım sarılırım hep nasıllar diye sorarım.’’

Ünlü piyanist Fazıl Say 3 yıllık evliliğini noktaladı! Ünlü piyanist Fazıl Say 3 yıllık evliliğini noktaladı!

Somer Sivrioğlu (2)

AŞK BANA İYİ ÇOCUK OLMAYI BIRAKTIRDI!

Çocukluğunun ardından gençliğinde yaşadıklarını samimi sohbetiyle aktarmayı sürdüren Somer Sivrioğlu, hayatının dönüm noktasını şu şekilde ifade ediyor; ‘’İlk gerçek ve mantıklı aşık olduğum zaman çok farklı bir şey yaşadım. Lise zamanlarında aşık olduğum kız benim yine çok yakın olduğum bir arkadaşımla sevgili oldu. O arkadaşım bir gün bana geldi ve dün akşam onun elini tuttum ve öpüştük dedi. O an işte dönüştüğümü hissettim. O zamana hep iyi bir çocuktum. Arkadaşım ise serseri, hayta ve çok yakışıklı bir çocuktu. Kendi kendime iyi olmak işe yaramıyor dedim. Okulun iyi olması, iyi bir çocuk olmak veya güzel şiir yazmak bir işe yaramamıştı benim için. İlerleyen zamanlarda bambaşka bir Somer geldi. Gözlükleri attım, okulu biraz saldım ve o bu bana çok iyi geldi. Çok ciddi bir dönüm noktası oldu.’’

O DÜŞÜŞÜ YAŞAMASAYDIM BUGÜN BURADA OLAMAZDIM!

Kariyer hayatındaki onu bugünlere getiren mesleği hakkında konuşan Somer Sivrioğlu, yaşadığı deneyimleri şu şekilde paylaşıyor; ‘’İş hayatında çok iniş ve çıkışlarım oldu. Annem ile işlettiğimiz bir bar vardı ve bir gün biz finansal olarak battık. Bu süreçte de hayatta böyle şeylerin de olabileceğini ve bunlardan da çıkarılabilecek bir dersin olabileceğini düşündüm. İflas, haciz ve batışın hayatın bir parçası olduğunu ve bunun korkulacak bir şey olmayacağını o yaşlarda öğrendim. Bunu bile eğlenceli bir keyfe dönüştürmeye başardık. Genç yaşta batmak bence en iyisi. Sana öğrettiği birçok şey oluyor Hayatta o kadar çok düştüm ki. Hatta biraz daha ileri dönemlerden bahsedeceğim. 36 yaşındayım ve restoranımı açtım. Normalinde onlarca restoranın kurumsal işletmelerini yapıp, hepsini yönetiyordum. Bir gün yeter artık deyip kendi restoranımı açmak istedim. Avustralya’da bu kadar çeşitliliğin oldu bir yerde Türk restoranı da olmalı dediğim hep oluyordu. Bu zamanlarda unutmadığım bir andan bahsedeceğim. İlk şefim ve ortaklarımla ayrılmışım ve ikinci Avustralyalı bir şef getirmişim mekana. Restoran tıklım tıklım dolu ve yemekler çıkmıyordu. İnanılmaz yoğun ve kaotik bir gece geçiriyordum. Müşterilerden birisi bu yemeğin neresi Türk dedi ve ben de bunun üzerine şefe gittim durumu anlattım. O an yemeğe tükürdü ve tabağı bulaşığa attı. Türk oldu şimdi dedi. İşinin patronusun ve bir hayalin var. Üstüne böyle bir davranış ile karşılaşıyorsun. O an yapabileceğin hiçbir şey yoktu. Adam ile tartışsam yemek hiç çıkmayacak, bunu biliyorum. Şu an değil Somer dedim ve sinirlerine hakim ol diye kendimi telkin ettim. Bir ara çöp odasına gittim ve yığıldım. Bir süre orada kaldım. O an kendime, ‘Somer buradan kalkacaksın ve tüm kontrolü eline alacaksın’ dedim. Gecenin bitmesini bekledim. Gece şefi çağırdım ve birader hadi yoluna diyerek kendisini kovdum. Ertesi gün en iyi yapabildiğim yemekleri menüye yazıp kısıtlı bir menü de olsa kontrolü kendi elime aldım. O düşüşü yaşamasaydım bugün burada olmazdım.’’

İLİŞKİMİZ ESKİDİ VE BİZ O İLİŞKİYİ DÖNÜŞTÜREMEDİK!

Biten evliliği hakkında Gökhan Çınar’a içini döken Somer Sivrioğlu, yaşanılanları şu şekilde aktardı; ‘’29 yaşında evlendim. Yirmi yıla yakın süredir evli kaldım. Eşim ile yurtdışında evliydim. Böyle olunca ona çok daha fazlasını yüklüyorsun. O benim sadece eşim, partnerim veya aşığım değil, aynı zamanda dert ortağım, iş ortağım ve yoldaşımdı. Böyle olunca her şeyi çok daha yoğun yaşıyorsun. Her şeyi ondan bekliyorsun ve her şeyi ona vermeye çalışıyorsun. Bu da doğal olarak yıpratıcı oluyor. İlişki haliyle eskiyor. Bu zamana kadar hiçbir yerde konuşmadım ama şunları söylemek istiyorum. İlişki iki kişi arasında yaşanır ve o duyguyu o iki kişi bilir. Şekil olarak yanlışlarım olabilir, çok daha açık olmam gerekiyordu kendisine. Çok daha bu eskimeyi ifade ediyor olabilmek gerekiyordu. Bunda benim hatam var ve bunu kabul ediyorum. Ancak basında anlatılanlar gibi de değil hiçbir şey. Ben de durup dururken hiç kimse de böyle bir şey yapmaz. Yok efendim parayı buldu, şöhreti buldu bir insan bunlara bakar mı sizce? İlişkimiz eskidi, biz o ilişkiyi dönüştüremedik ve yenileyemedik. Önce kendin açıyorsun sonra kapıdan biri geliyor. Hiçbir zaman kilitli bir kapıya kimse gelmiyor ya da sen kilitli bir kapıyı kırıp içinden çıkmıyorsun. O kapı zaten eskimişti. O yüzden böyle sonlandı evliliğimiz. Eski eşim ile ilgili şunları söyleyeceğim. Herkesle aşk yaşayabilirsin ama herkes ile çocuk yapamazsın. İyi ki onunla böyle bir şey yaşamışım. Bu dönem çocuklarımla bir aradayım ve bana çok iyi geliyor. Ben de onların hayatında olmaya çalışıyorum. Oğlum ve kızımla ilişkim çok iyi. Birlikte hayatı sorguluyoruz Dürüst bir ilişkimiz var. O açıdan da çok mutluyum.’’

somer sivrioğlu ve pınar kayabaşı 3