T.C. Ticaret Bakanlığı E-Ticaret Bilgi Sistemi (ETBİS) aracılığıyla açıklanan verilere göre, 2022 yılının ilk 6 ayı itibarıyla Türkiye’de e-ticaret hacmi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 116’lık artışla 348 milyar TL olarak gerçekleşti.

Türkiye’de e-ticaret hacminin yüzde 38’lik kısmı sipariş adetlerindeki artıştan gelirken yüzde 57’lik kısmı ise sepet tutarındaki artışa karşılık geliyor. Sipariş adetleri 2 milyar 294 milyona ulaşırken e-ticaretin genel ticaret içerisindeki oranı yüzde 17,6’dan yüzde 18,5’e yükseldi.

TÜBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve E-Ticaret Komisyonu Başkanı Burak Ertaş, son yıllarda hayatımızda ve ticaretteki önemi iyice artan e-ticaret pazarında 2022 yılının ilk 6 ayında gerçekleşen büyümenin dikkat çekici olduğunu ve önümüzdeki yıllarda da pazarın aynı şekilde büyümeye devam edeceğini düşündüğünü söyledi. Ertaş, özellikle sipariş adedindeki yüzde 38’lik artışın pandemi etkisinin bitmesine rağmen tüketicilerin alışveriş davranışlarının kalıcı olarak değiştiğinin çok önemli bir göstergesi olduğunu vurguladı. Teknolojinin sürekli gelişmesi ile tüm dünyada e-ticaretin öneminin arttığını söyleyen Ertaş, “ETBİS verilerine göre 2022 yılının ilk 6 ayında ülkemizde e-ticaret hacmi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 116’lık artışla 348 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu büyüme ile pazar dinamiklerinin çok hızlı değiştiği görülüyor. 2022 yılı itibarıyla ülkemizde ETBİS’e kayıtlı olup pazar yerlerinde e-ticaret faaliyetinde bulunan 488 bin 706 adet işletme bulunuyor. Bunun yanında e-ticaret sayesinde tüketiciler daha fazla ürüne ulaşarak ve ürün seçeneklerini karşılaştırarak satın almaya karar verebiliyor. Dolayısıyla e-ticaret platformları, işletmeler ve tüketiciler için sağlıklı sektör dinamikleri oluşturulması en önemli konulardan biri olarak öne çıkıyor.” dedi.

Fahrettin Altun: Yalan haberin sıradanlaştığı medya düzeni içindeyiz Fahrettin Altun: Yalan haberin sıradanlaştığı medya düzeni içindeyiz

TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Levent Kızıltan ise son yıllarda hızla büyüyen e-ticaret hacmini olumlu olarak değerlendirirken bu konuyla ilgili hukuki düzenlemelerin de gündeme gelmesinin normal olduğunu söyledi. Kızıltan, haksız ticari uygulamaların önüne geçerek adil bir sektör dinamiği tesis etmek ve ülkemizdeki e-ticaret pazarının sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlamak adına temmuz ayında çıkarılan e-ticaret yasasını, sektör ve tüketici yönünden değerlendirdi.

Kızıltan, e-ticaret yasasının sektördeki girişimciliğe olan katkısını yorumlayarak yeni girişimlerin sektörde faaliyet göstermesinin önünü açmak için yararlı olacak yeni düzenlemeler getirdiği vurgusunu yaptı. E-ticaret yasasının sadece işletmelere yönelik değil, tüketicilere yönelik faydalarına da değinen Kızıltan, “Platformların ve pazaryerlerinin süreçler ve organizasyon konusunda firmalara sağladığı ‘pazara giriş’ olanaklarının yarattığı faydayı sürdürülebilir kılabilmek bir taraftan kurumsallaşmaya katkıda bulunurken diğer taraftan markaların kendi e-ticaret ortamlarının da sağlıklı çalışabilmesi, rekabet ve ürün yönetimi konusunda gelişmelerin de temin edilmesi son kullanıcılara sağlanacak değer yaratımı için son derece önemlidir. ABD’de daha serbest olan piyasa ortamlarına kıyasla Avrupa’nın kendi pazarlarını, firmalarını ve tüketicilerini korumaya yönelik önlemleri dikkatle izlenmeli, fayda sağlayacak düzenlemelerden yararlanma olanağı da mümkün olmalıdır. Ülkemizin yararına olan bu düzenlemenin hızlıca kanunlaştırılmasını sağlayarak yürürlüğe geçiren Ticaret Bakanlığı’nı kutlamak gerekir.” dedi.

Dijitalleşen ekonomi olma yönünde ilerleyen Türkiye’nin yazılımcı ihtiyacı artıyor

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bilişim sektörü çok hızlı bir büyümenin içinde ve bu alanda nitelikli iş gücüne talep her geçen gün daha da artıyor. Dolayısıyla bu talebi karşılayacak nitelikli insan gücünü yetiştirmek ve elde tutmak da önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin özellikle yazılım alanında katma değeri oldukça yüksek olan ülkelerden bir tanesi olduğuna vurgu yapan Kızıltan, “Yetişmiş ve yetenekli bir elemanın kaybedilmesi ile şirketler önemli kayıplar veriyorlar. Teknolojinin hızının giderek arttığı, çevikleştiği ve akıllı teknolojilerin daha fazla gelişim gösterdiği bir dünyada nitelikli iş gücünün yaratılması ve tutulması kaçınılmaz önem taşıyor. Bilişim sektörünün hem ülke içinde hem de globalde değer yaratabilmesi için AR-GE ve Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde (TGB) uzaktan çalışma şartlarının iyileştirilmesi, Türkiye genelinin TGB olarak sayılması, bireylerin özellikle de nitelikli genç iş gücünün sertifikalandırılması, teşviklerden faydalandırılması için çalışmaların hızlandırılması gerekiyor. Son yıllarda artan beyin göçünün önüne geçebilmek için ülkemizin gençlerine daha önceden söylemediğimiz, farklı ve yeni şeyler söylememiz gerekiyor.” dedi.