Ünlü Türk gezgini Sadun Boro ile aynı rotayı izleyerek dünya turu yapmayı planlayan Karasulu Türk gezgin Cengiz Arslanoğlu 15 Ağustos 2017'de çıktığı yolculuğununda büyük tehlike atlattı.

Cengiz Arslanoğlu son olarak Pasifik okyanusunu geçişte büyük zorluklar yaşadı.

Teknesini batmaktan son anda kurtaran Cengiz Arslanoğlu bu zorlukları sosyal medya hesabında paylaştı.

cengiz

Arslanoğlu yaşadığı tehlikeyi böyle anlattı:

Evet 6 bin m.derinliğin üzerinde Pasifik'in ortasında bir şileple çarpıştım. Akülerimi Guayaquil'den çıkmadan önce almıştım. Yeni oldukları için şarj dinamosunu pek takip etmedim. Ama Galapagoslar'a gelince bir akünün boşaldığını ve dinamoyu kontrol edince işlev görmediğini farkettim.Apar topar çıkma bir tane ayarladık, tamirci usta geldi taktı,şarj ediyordu. Alize rüzgarlarını yakalamak için 4 gün kadar güneye,güneybatıya motorla indim. Akşamları telefonlardan bazı notlarımı okuyor, yenisini yazıyor ve haritalara bakıyordum. Tek güvencem Garmin GPS'i de devamlı şarjda tutuyor, kolluyordum. Alizeleri yani ticaret rüzgarlarını yakalayınca yelkene geçtim. Deniz genelde kabarık, akıntılarla birlikte karman çorman, rüzgar değişken ama rotamı pek etkilemiyor, gene de dikkatliyim. Rüzgarsız zamanlarda motorla devam ama geceler hep hareketli; rüzgarlı, yağmurlu ve soğuk. Bazen 30 knotlara çıktığı da oldu. Yolu yarılamıştım. Motoru çalıştırayım dedim, almadı. Bir de baktım aküler zayıflamış. Şarj dinamosuna bağlı kablolar yerinden çıkmış işlev görmüyor. Hafif rüzgarlara kalınca SOS verdim. Önümde 1600/1700 mil yol var. 4 gün sonra kadar gemi düdük sesi ile irkildim, arkamdan geliyor. Yelkenleri indirdim, beklemeye başladım. Hava güzel ama denizler kabarık. Gemi ağır ağır soluma doğru geldi. Ön tarafta ellerinde halatlar bekliyorlar. Topuzlu halatı atmak için bana yanaşma mı işaret ettiler. Motorun çalışmadığını bağırarak işaret ederek söyledim ama gemi kafadan yanaşmaya başladı. Bu arada halatı attılar, tuttum. İşte tam bu arada solugan dalgalar tekneyi gemiye iyice yanaştırdı ve vurmaya başladı. Yan yatarak gurcatadan 4 defa sertçe vurunca bağırmaya başladım. Cenova da geminin çapa kısmına girdi. Eyvah gittim dedim,tekne gitti dedim. Şuursuzca bağırıyorum, küfrediyorum. Şu üzerinde hareketlilikten şans eseri çapadan kurtardık. Bu sefer ağır şekilde önden ve yandan vurmaya başladı. Ağır darbeler alıyordum, ne olduysa biraz açığa düştüm. Gemi hareket etti ve arkasında rüzgar altında kaldım, uzun halatla bağlıyım. Sakinleşince hemen gurcataları telleri kontrol ettim. Üstten gelip gurcatadan geçen bir telin alt pimi yerinden çıkmış, hemen yerine oturttum. Toplanmışlar 20/25 m.yukardan beni seyrediyorlar. Telsizim yok, onlar megafonla ben bağırarak İspanyolca/İngilizce anlaşıyoruz. Devam edeceğimi söyledim. Bana çift akü yerine yeni büyük akü, yiyecek ve şu verdiler. Tabi halatlarla düzen kurduk, çekip aldım. Panama bandıralı bir gemi ve verdikleri de Pirsu yazan yani Türk suyu. Pasifik'in ortasında Allah bana memleket suyu yetiştiriyor. Tekrar herşeyi gözden geçirdim. Tehlikeli hasar pek göremedim. İçerinin sol tarafında mobilya kısmı 5/6 cm. yerinden açılmış, ön paneller kopmuş, yamulmuş ve önde uçtaki zincir yolu yerinden kopmuş, düşmüş. İki şık vardı; birincisi eşyaları alıp tekneyi kendi halinde terkedip gemiyle gideceği limana gidip dönmek, ikincisi de; rizikoyu göze alıp yola devam etmek. Tereddütsüz ikinci şıkta kaldım ve gemiyle vedalaşarak yeni aküyle motoru çalıştırdım, uzaklaşmaya başladım. Ben gözden kayboluncaya kadar gemi yerinde kaldı. Bir kaç gün sonra paat diye bir ses, irkildim. Sol gurcata telin biri koptu. Guayaquil'de vinçle karaya alırken gurcata altındaki direğe bağlı teller ince hasar görmüştü, yola çıkmadan bir tane yedek hazırlamıştım ve onu hemen bağladım. Bu arada direğin önünde cenovaya doğru olan teli de sol tarafa emniyete aldım. Mazot azalmaya başladı hep yelkenle devam ediyorum. Artik gemiden aldığım hasar kendini göstermeye başladı. Önce emniyet diye bağladığım tel koptu kopunca ana yelkene zarar verdi. Sonra diğer yedek olarak taktığım tel de kopunca sol taraf tek tele düştü. Kopan yedek teli Macellan usulü eklemelerle sol tarafı iki tel olmasa da bir buçuk tele çıkardım. Bu arada öndeki flok yelken teli de nolur ne olmaz diye sol tarafa bağladım. Sağdaki üç telin sadece içte olanı az hasarlı idare ediyor. Bir kaç gün sonra gece uyandım, kontrol ediyorum ışıkla. Bir tel sallanıyor, kopmuş. Önce anlayamadım, iyice bağlandım, kafa lambasını taktım güverteye çıktım, deniz beşik gibi. Arkaya bağlanan tel kopmuş. Allah'tan Panama'da çok sağlam siyah bir halatla yedeklemiştim, iyiki yedeklemişim. Gün ağarınca ilk işim onu sağlam bir halatla makaradan geçirip tekrar bağlamak oldu. Dedik ya Macellan usulü, Karasu'lu Macellan. Bu arada mazotum tamamen azaldı 50 mil ha gider ha gitmez. Ufak yelkenle ağır ağır gidiyorum. Garminle tekrar SOS verdim,mazot istedim ve birinin yardım etmesini direği halatlarla sağlamlaştırmayı talep ettim. Tahiti IRJJ (Sahil güvenlik) bunu İngilizce tüm SOS organlarına acil yardım diye geçmiş. Tüm gemiler, yelkenli tekneler anında haber almışlar, garmin'e msjlar gelmeye başladı ki Garmin işlevini kaybetti, şarj olmuyor ve kapandı. Hemen EPİRB'i devreye soktum. Bir gün sonra uçak geldi,üzerimde defalarca sorti yaptı. Pet şişesi ve mazot bidonlarını gösterdim. Ana yelkeni ağırlık yapmasın diye çıkarmıştım. Cenova küçük yelken de ağır ağır yol alıyorum. Uçak kayboldu gitti. Ertesi günü gene bir gemi. Hong Kong bandıralı. Bu sefer yanaşmadım açıldım. Bekledim, tamamen durdu. Arka kısmına, rüzgar altına geçtim. Sütten ağzımız yandı ya, üflüyoruz artık. EPİRB sayesinde gelmiş. Halat attılar, bu arada halatın ucundaki demir gibi topuz Panama'da taktığım küçük panelime geldi mahvetti, tekneyi uzaktan emniyete aldık. Gemiye çıkmamı istediler. 25/30 m. ip merdiven saldılar. Yukarı çıktım ama çok kötüyüm. Kaptan köşküne çıkana kadar geberdim. İçecek ikram ettiler, Tahiti sahil güvenlik ile telefonda görüştük. Bana önce araba mazotu var dediler, yarım saat sonra gemi mazotu getirdiler. Olmaz dedim. Bu arada dümen çubuğum yamulmuş düzeltelim, bana bir eleman ver dedim. Veremem dedi. Perişan bir haldeyim, aklıma su ve yiyecek gelmedi, onlar teklif de etmediler. Ben de "o zaman niye yardıma geliyorsun" diye sertçe çıkıştım. Teşekkür ettim. Aşağı inerek ip merdiven ile tekneye geçtim. Halatlarını çözdüm suya bıraktım. Açıldım, uzaklaştım. Bu arada bir gün sonra EPİRB de naneyi yedi, o da bitti. Meğerse 4/5 senede doldurmak gerekiyormuş. Panama'dan beri kutusunda orginal duruyordu. Kaldık gene Tanrı'ya. Havalar bozuk denizler bozuk, geceleri korkunç. Ama hava kararınca hiç pusula ile işim yok. Batıyı, güneyi gösteren yıldız yoldaşlarım var. Gece yarılarına kadar beni yormadan dümen arkasında uzanarak götürüyorlar. Autopilot olmadığı için 7/24 dümen arkasındayım, uzandığım oturduğum ve yattığım yer. Tekne evim, dümen arkası yatağım, deniz çarşafım, sayısız yıldızlarla nakış işlenmiş gökkubbe de yorganım. Yağmurlarda hemen kaldırıyorum, yağmurluklar, çizmeler pusulaya yapışıp kalıyorum. Günler de gelip geçiyor. Direği kaybettiğim Atlantik tecrübesi bana bayağı ders olmuş, onu anladım. Pasifik'le mücadele ediyorum. Vermicem sana direği diyorum, o da inatla savaşıyor benimle. Hele o son iki gün. Bırak beni artık diyorum. Dedikçe daha kötüleşiyor. Ama Posedion benden yanaydı,şans benden yanaydı. Azraille zaten işim yok. En son bana ana avrat küfrederek Tanrı'ya havale etmişti. Fakat 47 günde bu kayıkla perişan oldum,hala kendime gelemedim. Burada tam olarak tamir olanağı yok. Şimdilik çıkma ama sağlam teller buldum. Onlarla uğraşıyorum. Bir kaç güne Tahiti'ye geçip orada herşeyi bulacağıma inanıyorum. Bu arada bazı şeyler duydum; direği kırılmış, tekneyi bırakıp gemiye yerleşmiş dönüyormuş muş muş miş miş. Asparagas işler. Çok bilmiş tatlı su denizcileri (Sadun babanın lafı, Bir Hayalin Peşinde adlı kitabından) İşinize bakın, teknenizle uğraşın, seyahatinize bakın. Palavra dümen suyunu bırakın. Bu tekne batmadığı müddetçe, olağan üstü kaza olmadığı müddetçe, bana bir şey olup da bedenim güneşin altında kemiklerim kalacak şekilde kavrulup kalmadığı müddetçe Çanakale/İstanbul üzeri Karasu'ya varacak. Olduğu kadar olmadığı kader. Ayağımı sertçe yere vurarak; "Milyon kere Atlantik ulan"
Pasifik'in öte yanından, ataları gerçek yamyam olan bir adadan (Hiva-Oa), Pasifik esintili sevgi ve selamlarımla.

cengiz 2

cengiz-1

Editör: Medya Tilkisi